Meme Sağlığı Kulübü | Op.Dr. Hamdi Koçer | Fibroadenom, meme kanseri, ultrasonografi, lenf bezleri

Meme Kanserinde Erken Teşhis

MEME KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS


KANSERİ KORKULACAK BİR HASTALIK DEĞİLDİR ÇÜNKÜ:

1-Meme kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır.
2- Üstelik memeyi almadan tedavi şansı vardır.

Teknolojideki başdöndürücü gelişme tıp dünyasına da yansımaktadır. Her yıl yeni kanser ilaçları başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere değişik ülkelerde geliştirilmektedir. Yeni ilaçların özelliği, tümör hücreleri üzerine daha güçlü etki yaparken hastada daha az yan etkiler oluşturmaktadır. Bu kemoterapi ajanları ülkemizde de bulunmakta ve hastalara başarıyla uygulanmaktadır.

Kemoterapi ilaçlarının gelişmesi ile cerrahi sınırlar küçülmüştür. Bundan çok değil, 15-20 sene önce meme kanseri olgularında, hastanın memesi, o taraf göğüs duvarı adaleleleri ile birlikte blok olarak çıkartılırken, bugün tüm dünyada uygulanan yaygın ameliyat memenin korunarak sadece tümörün çıkartılmasıdır. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki, tüm memenin alınmasıyla elde edilen başarı oranlarının aynısı sadece tümörlü dokunun çıkartılmasıyla da elde edilmektedir. Bu durumda, içindeki 1 veya 2 cm'lik kitle nedeniyle tüm memenin alınması bazı çok özel durumlar dışında artık terkedilmiştir.

MEME KANSERİ GÖRÜLME SIKLIĞI ARTIYOR. Ama erken dönemde yakalanan tümör sayısı da artmaktadır.

1960 senesinde Amerika Birleşik Devletlerinde her 15 kadından biri meme kanserine yakalanırken bugün bu oran dokuz kadından birine yükselmiştir. Bunun anlamı şudur: Amerikada yaşayan her 9 kadından biri, yaşamının bir döneminde meme kanserine yakalanacaktır. Ülkemiz için bu kadar kesin rakamalar vermek mümkün değil ancak bu oran 14-15 kadında bir şeklindedir. Ülkeler arasındaki bu farklılıklar, kanser gelişmesinde rol oynayan bir takım etkenlerle açıklanabilir. Bu etkenlerin bir kısmı kişinin kendisi tarafından değiştirilebilir etkenlerdir; bir kısmı ise örneğin ailesel yatkınlık gibi değiştirilemeyen faktörlerdir. Ancak artan meme kanseri görülme sıklığına karşı elimizde güçlü bir silahımız vardır:ERKEN TEŞHİS İMKANLAR.

"ERKEN TEŞHİS"; AMA NASIL ?
Meme kanserini erken teşhis etmenin 3 altın anahtarı vardır.
Kendi kendini muayene etme
Periyodik doktor muayenesi
Mammografi


KENDİ KENDİNE MEME MUAYENESİ NASIL YAPILIR:
Her kadın ayda bir kez kendi memesini kontrol etmelidir. Her kadının meme yapısının farklı olduğunu unutmamak gerekir. Ve her kadının memesi, yaş ile, mensturasyonun dönemi ile, hamilelikte, menapozda ve doğum kontrol hapı yada hormon ilecı kullandığında da değişiklikler gösterir. Menturasyon hemen öncesi veya menturasyon sırasında memelerin biraz şişmesi ve hassaslaşması da normaldir. Hasta kendi kendini muayene ederken verya başka bir zamanda memesinde farkettiği değişiklikleri hemen doktoruna bildirmelidir.

YILLIK DOKTOR KONTROLÜNÜ NEREDE NASIL YAPTIRABİLİRİM ?
Ülkemizde meme hastalıkları genel cerrahi uzmanlık alanına girmektedir. Bu nedenle yıllık kontrolünüzü genel cerrahi uzmanının yapması doğru olur. Meme kanseri erken tanısında aktif rol almalısınız. Doktorunuzla yapacağınız görüşmeler sırasında, hangi bulgulara karşı uyanık olmanız ve düzenli kontrollerinizin planlanması konusunda bilgi alabilirsiniz. Bunun dışında sormak istediğiniz konuları önceden not alırsanız muayene sonrası görüşme sırasında unutmazsınız. Doktorun tavsiyeleri, sizin yaşınıza tıbbi özgeçmişinize ve diğer faktörlere bağlı olacaktır.

MAMMOGRAFİ NEDİR
Mammogram özel bir rontgen filmidir. Vücudun diğer bölgelerinde yapılan radyolojik incelemeden farklıdır. Hiçbir meme yakınması olmayan kadına yapılan mamografi baz mamografidir. Gelişmiş ülkelerde düzenli olarak mamografi yapılması, kadınlarda meme kanserine bağlı ölüm oranını hızla düşürmektedir.

Mammografi çekmek için çok düşük dozlarda radyasyon verilir. Her bir memenin iki yönlü biri üstten diğeri yandan çekilen filmidir. Çekilen filmin daha net olması için memenin 2 plaka arasında hafifçe sıkıştırılması gerekir. Bu sıkıştırma biraz rahatsızlık verse de sadece birkaç saniye sürecektir.

Pek çok olguda mammografi henüz klinik bulgu vermeyen tümörlerin ortaya çıkarılmasını sağlar. Mammografi meme dokusu içinde küçük kalsiyum çöküntülerini de gösterir. Kalsiyum çöküntüleri genellikle selimdir ancak ince yıldızsı uzantılar şeklinde ki çok küçük kalsifikasyonlar (mikrokalsifikasyon) kanserin erken dönem bulgusu olabilir.

Her yaştaki kadınlar için, bir hekim tarafından meme muayenesi yapılması, periyodik sağlık kontrollerinin bir parçasıdır. Ancak 35 yaşında mutlaka bir mammografi alınmalı (baz mammografi) daha sonra 50 yaşına kadar iki yılda bir elli yaşından sonra her yıl düzenli olarak çekilen mamografilerle her iki meme de radyolojik olarak takip edilmelidir. Klinik olarak yapılan muayeneler hiçbir zaman çekilen mammografinin yerini tutmaz.

Rutin meme kontrollerinin veya doktorun yaptığı meme muayenesinin hiçbir zaman mammografinin yerini tutmayacağı unutulmamlıdır.

ÖZETLE:
1-20 yaş sonrası her kadın ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır.
2-20-35 yaş arası 3 yılda bir doktor muayenesinden geçmelidir.
3-35 yaşında ilk mammografi çekilmelidir.
4-35-50 yaş arası her yıl doktor muayenesi ve 2 yılda bir rutin mammografi (doktor gerekli gördüğünde her yıl mammografi) yapılamlıdır.
5-50 yaş üzerinde her yıl doktor muayenesi ve mammografi mutlaka yapılmalıdır.


YAŞLAR Kendi kendine muayene Doktor muayensi Mammografi
20-35 Her ay 3 yılda bir 35 yaş ilk mammografi
35-50 Her ay Her yıl 2 yılda bir
50 yaş üstü Her ay Her yıl Her yıl

Eğer hastanın bir meme yakınması varsa ilk mammografisi daha erken çekilebileceği gibi, bu takip şemasıda değiştirilebilir. Bu tablo sağlık bir kimsenin yaptırması gereken asgari işlemdir.


MEMENİZDE KİTLE VAR:
Memesinde ele kitle gelmesi veya mammografide şüpheli bir alan bulunması, bir kadının yaşamındaki belki de en korkulu süreçtir: Çünk hemen KANSER çağrıştırır. İstatistikler gösteriyor ki; her iki kadından biri bu olayı yaşamaktadır. Eğer başınıza gelirse unutmayın: memede bulunan kitlelerin veya mammografide görülen şüpheli alanın % 80'i selimdir; KANSER DEĞİLDİR.

Eğer yaptığınız muayeneler sırasında kendi memenizde kitle olduğunu farkederseniz:

Önce kitlenin yerini tespit etmeye çalışın. Bunun için memeyi saat kadranı gibi düşünüp örneğin memenin üst tarafı saat 12 alt tarafı saat 6, iç tarafı saat 3 ve dış tarafı saat 9 şeklinde kabul edilebilir. Bu şekilde lokalizasyonu şaşırmadan tespit etme şansınız olur. Örneğin sağ meme saat 10 hizasında ele gelen bir kitle şeklinde tanımlanabilir.

Benzer bir oluşumun karşı memede aynı bölgede olup olmadığına bakın. Eğer karşı tarafta da aynı oluşumlar var ise; bunun hormonal değişikliklerden kaynaklanan geçici bir durum olma ihtimali vardır. Bunun için yerini tespit ettiğiniz bu kitleyi bir de kanama dönemi yani mensturasyon bittikten sonra kontrol ediniz. Hormonal değişikliklere bağlı gelişen şüpheli alanlar mensturasyon sonrası küçülür veya yokolur.

Eğer bu kitle kaybolmaz veya küçülmezse, yada sertliği artar veya büyürse mutlaka hekime görülmek gerekir. Yada en iyisi, aylık kontrolleriniz sırasında, memede alışılmışın dışında bir durumla karşılaşırsanız hemen doktorunuzla temasa geçiniz.

HANGİ KİTLELER DAHA TEHLİKELİDİR ?

Memedeki kitlenin iyi huylu (selim) veya kötü huylu (malign=kanser) olduğunu kesin anlamanın tek bir yolu vardır. Biopsi ile mikroskopik tetkik sonucu tanı koymak. Ama bazı özellikler varki, o kitlenin daha çok neye benzediği konusunda muayene eden hekime ortalama bir fikir verebilir. Meme kanseri % 90 aşağıdaki biçimde görülür.
Çevre dokulardan net olarak ayrılan, taş gibi sert ele gelir. Memenin içine bir fasülye yada nahut yerleştirilmiş gibi hissedilir.
Kitle çevreye yapışıktır ve kolayca sağa sola hareket ettirilemez.
Ağrısızdır. Özellikle çok geç dönemlere kadar hiç ağrı yapmaz.
Genellikle sadece bir memede ve bir noktadadır.

Yukarıdaki özelliklerin kanserlerin çoğunda görüldüğünü ama bunun yanında, memede ele gelen kitle olmadan, yada ağrı ile birlikte veya da her iki memede birden de görülebilme riski olduğunu unutmamak gerekir.


ELE GELEN KİTLE DIŞINDA BAŞKA NE BULGULAR OLABİLİR ?

Meme başı akıntısı: Meme başını sıkmadan, kendiliğinden akıntı olması meme kanseri erken bulgusu olabilir. Bu durumda hekime başvurmak gerekir. Memelerin sıkılması sonucu akıntı gelmesi bir hastalık bulgusu değildir. Akıntı olup olmadığını kontrol etmek amacıyla memelerin sıkılması doğru bir yaklaşım değildir.

Meme başının içeri çekilmesi: Meme başının hemen arkasından çıkan tümörler erken dönemde meme başının içeri doğru girmesine neden olur. Yakın zamana kadar her iki meme başı simetrik ve dışarda iken; aniden meme başları arasında asimetri veya birirnin meme içine gömülmesi hastayı alarme etmelidir.

Cilt bulguları:
Meme üzerinde uzun süre geçmeyen kızarıklık, yara, ülserasyon, meme cildinin portakal kabuğuna benzer bir görünüm alması, Cildin bir noktada içeri doğru çekilmesi.

Venöz değişiklikler: Meme üzerindeki mor-mavi renkli toplardamarların belirgin bir hal alması.

Memelerin şekli: Her iki memenin şeklini aynada karşılaştırınca, daha önceleri eşit ve simetrik iken, bu simetrinin bozulması, meme başlarının farklı yerlere doğru bakması.


MEMENİZDE BULDUĞUNUZ BİR KİTLE İLE DOKTORA BAŞVURURKEN;

Aşağıdaki konular hekiminiz için önemlidir, lütfen hekiminize söyleyiniz:

1-Kitleyi veya memenizdeki bu değişikliği ne zaman farkettiğinizi,
2-Bu kitlenin mensturasyon ile aylık değişiklikler gösterip göstermediğini
3-Kitleyi farkettiğinizde aylık siklüsün hangi noktasında olduğunuzu belirtiniz.
4-Eğer kitleyi her zaman rahatlıkla bulamıyorsanız, doktora gitmeden önce muayene sırasında kolayca bulunabilmesi için yerini işaretleyebilirsiniz.
5-Kitleyi farkettiğnizdeki büyüklüğünü, örneğin fındık, yada ceviz büyüklüğü şeklinde
6-Kitlenin ele geliş biçimi; örneğin yumuşak-sert, ağrılı-ağrısız şeklinde
7-Ailede meme, over (yumurtalık), kolon (kalın barsak) kanseri olup olmadığını
8-Daha önceden bir meme probleminiz olup olmadığını hekiminiz bilirse size daha çok yardımı dokunacaktır. Muayeneye giderken bu noktaları gözden geçiriniz.

KESİN TANI İÇİN DOKTORUNUZ NELER YAPABİLİR.

Tanısal mammografi (Bir yakınma yok iken çekilen mammografi baz mammografidir).
Ultrasonografi: Kitlenin içinin sıvı ile dolu (kistik) olup olmadığını anlamaya yarar.
Galaktografi: Meme başından içeri ilaç verip süt kanallarının filminin çekilmesidir.
İnce ine biopsisi: İ;nce uçlu iğne ile hücresel düzeyde örnek alıp mikroskop altında bunların incelenmesidir.
Kalın iğne biopsisi: Kalın bir iğne ile doku parçası alınarak bunun incelenmesidir.
Stereotaksik biopsi: Kitlenin yerinin özel bir cihazla tespit edilip tam o noktadan örnek alınmasıdır.
Stereotaksik işaretleme: Özel bir cihaz ile şüpheli alanının görülüp içine ince bir tel bırakılmasıdır.
Cerrahi biopsi: Ameliyathanede yapılan ve kitlenin tamamının çıkartılıp mikroskop altında incelenmesidir.

UNUTMAYIN MEME KANSERİNE KARŞI EN GÜÇLÜ SAVUNMA, KENDİ KENDİNİZE YAPACAĞINIZ AYLIK MUAYENELER VE ŞÜPHELİ BİR DURUMLA KARŞILAŞTIĞINIZDA BUNU HEMEN HEKİMİNİZE GÖSTERMENİZDİR.

MEME HASTALIKLARI İKİ ANA GRUPTUR:
KANSERLERİ
SELİM HASTALIKLARI


KANSER NEDİR:
Vücuttaki her organ değişik hücrelerden meydana gelmiştir. Bu hücreler ihtiyaç olduğunda, belli bir düzen içinde bölünür ve çoğalırlar. Bu olay vucudu sağlıklı tutar. Hücrelerin kontrolsüz olarak bölünmesi ve ihtiyacın ötesinde çoğalması sonucu kitle oluşur. Bu kitle tümördür. Tümörler selim yada habis olabilirler. Selim tümörler iyi huyludurlar, habis tümörler ise kanserlerdir. Bir tümörün selim yada habis olduğu patolojik tetkiki sonucu anlaşılır.

Selim tümörler kanser değildir. Cerrahi olarak alınabilirler ve tekrar ortaya çıkmazlar. En önemlisi selim tümör hücreleri diğer dokuları istila etmez ve vücudun başka yerlerine doğru yayılmazlar. Selim tümörler yaşamı tehdit etmezler.

Malign tümörler kanserdirler. Kanser hücreleri de kontrol dışı büyür ve bölünürler.ancak selim tümörlerden çok daha hızlı çoğalıp büyürler. Yakındaki doku ve organlarıda istila edip harap ederler. Ayrıca, kanser hücreleri malign tümörden kopup kan dolaşımına veya lenfatik dolaşıma dökülebilir. Meme kanserinde, vücudun başka yerlerinde tümör hücreleri bu şekilde gelişir. Kanser hücrelerinin uzak dokulara yayılmasına metastaz denir. Karaciğer, kemikler, beyin dokusu meme kanserinin en sık metastaz yaptığı yerlerdir.


MEMENİN ANATOMİK YAPISI
Her memede 6-9 adet lob denilen bölüm vardır. Her bir lob daha küçük birimler olan lobüllere ayrılmıştır.

Lobüllerin ucunda da süt üreten küçük kesecikler bulunur. Biçim olarak her bir lob bir üzüm salkımına benzetilebilir. Lob, lobül ve süt kesecikleri ince süt kanalları ile birbirine bağlanmaktadır. Bu kanallar meme başına doğru birleşerek gelirler ve memenin tam ortasında areola denilen koyu renkli bölgede meme başına açılırlar. Lobüller ve kanallar arası boşluğu yağ dokusu doldurmaktadır. Meme dokusu içinde adale yoktur fakat memenin hemen altında, kaburgaların üstünde adale dokusu bulunur.

Her meme kan damarları ve içinde renksiz, lenf sıvısı taşıyan lenfatik damarlar içerir. Lenf damarları, lenf bezi denilen ve fasulye şeklinde küçük oluşumlarda sonlanırlar. Vücudun pekçok yerinde lenf bezleri vardır. Koltuk altındaki lenf bezlerine meme dokusundan gelen lenf sıvısı dökülür. Memenin kanserlerinde ve enfeksiyonlarında koltukaltı lenf bezleri şişer. Enfeksiyonlarda bu bezler ağrılıdır. Kanserde ise bu bezler şişmiştir ancak ağrı yapmazlar.


MEME KANSERİ NEDEN OLUR:
Meme kanserinin ve diğer kanserlerin oluş nedeni henüz bilinmiyor. Ancak bazı risk faktörlerinden sözedilebilir. Bunların bir kısmı hasta tarafından kontrol edilemez veya değiştirilemez. Ancak ikinci bir grup var ki, bu riskler azaltılabilir.


KONTROL EDİLEMEYEN RİSK FAKTÖRLERİ
Yaş: Yaş ilerledikçe meme kanseri riski artmaktadır. Hastaların çoğunluğu 50 yaş üzerindedir. Ancak bu kural olmadığı gibi çok genç yaşlarda da (Yirmili yaşlarda) görülebilmektedir.

Öbür memede kanser varsa:
Bir memede kanser gelişen kişinin öbür memesinde de kanser çıkma riski diğer kadınlardan yüksektir.

Aile öyküsü:
Yakın akrabalarda (anne, teyzeler ve kardeşler) kanser öyküsü olduğunda risk yüksektir. Meme kanserlerinin % 5-10 kadarının genetik olduğu ispat edilmiştir. Hatta bazı ailelerde daha sık görüldüğü, belli genlerde bozukluğun (BRCA1 ve BRCA2 genleri) buna neden olduğu bilinmektedir. Eğer bir kişide bu mutasyona uğramış genler varsa, 70 yaşına kadar meme kanserine yakalanma riski % 55'dir. Aile fertlerinde çok meme kanseri görüldüğünde genetik taramalar değerli olabilir. Ancak henüz klinik uygulamaları standart hale gelmemiştir.

Selim meme hastalıkları:
Bazı selim meme hastalıkları kanser riskini arttırır. Tüm selim hastalıklarda bu risk yoktur ancak tüm selim hastalıklar düzenli olarak takip edilmelidir.

Erken menarş ve geç menapoz:
İlk adet yaşı 12'den küçük, menapos yaşı 50'den büyükse, hiç doğum yapmamış kadınlar ve 30 yaşın üstünde doğum yapılmışsa meme kanseri riski daha yüksektir.

Menapoz sonrası hormon tedavisi:
Bazı çalışmalarda, menapoz sonrası 10 yıldan fazla hormon tedavisi gören kişilerde meme kanseri görülme riskinin arttığı iddia edilmektedir. Hormon tedavisi kalp hastalıkları riskini azaltır.


KONTROL EDİLEBİLİR RİSK FAKTÖRLERİ
Alkol kullanımı: Aşırı alkol kullanımı meme kanseri riskini arttırmaktadır.

Beslenme biçimi ve şişmanlık:
Aşırı kilolu olmak ile meme kanseri arasında bir ilişki olduğı iddia edilmektedir. Benzer şekilde, doymamış yağ asitlerinden zengin gıdalar (özellikle hayvansal yağlar) riski arttırırken, balık eti azaltmaktadır.

Sigara:
Sigara ile meme kanseri arasındaki ilişki tam olarak gösterilelemişltir ancak sigara pekçok diğer organ kanserlerinde rol aldığı bilinmektedir. Sigara ile kalp hastalıkları arasındaki ilişki de yıllardır bilinmektedir. Dolayısıyla sigara içenlerin en azından genel sağlık koşulları açısından bırakması yerinde olacaktır.

Doğum kontrol hapları:
Doğum kontrolü hapı kullananlarda risk hafifçe artmaktadır.


MEME KANSERİ TİPLERİ
Meme kanseri denince tek bir hastalık anlaşılmamalıdır. Birkaç çeşit meme kanseri vardır. En sık görüleni süt kanallarından çıkar ve duktal kanser denir. Diğer bir tip ise süt üreten keseciklerden gelişir ve lobüler kanserdir. Diğer meme kanseri tipleri çok nadir görülür.

Kanser hücreleri meme dokusu dışına çıktıysa, öncelikle koltuk altı lenf ganglionlarını tutar. Bu bölgeye ulaşmışsa, bunun anlamı, kanser hücreleri vücudun diğer bölgelerine de örneğin kemiklere, akciğere veya karaciğere ulaşmış olabilirler. Başka organlara yayılmış olan kanser de çıktığı organın adıyla anılır. Örneğin meme kanseri, başka bir organa ulaşmışsa, örneğin karaciğeri tutmuşsa buna metastatik meme kanseri denir


BULGULAR:
Erken dönem meme kanseri, ağrı yapmaz. Aslında erken meme kanseri hiçbir semptom vermez. Fakat kanser gelişmeye devam ettikçe aşağıdaki bulgular ortaya çıkar.
Memede ele kitle gelmesi.
Memede veya koltukaltında, şişlik veya kalınlaşma.
Memenin şeklinde veya büyüklüğünde değişiklik olması.
Meme başı akıntısı olması.
Memenin veya meme başının renginde yada normal dokusunda bir değişiklik (meme başının içeri çekilmesi, simetrisinin bozulması, cilt değişiklikleri gibi)

Yukarıdaki değişiklikleri farkettiğinizde hemen doktorunuza başvurmalısınız. Bunun nedeni genellikle kanser olmayabilir ama bunu ancak bir doktor söyleyebilir.


TANI:

Hekime kitle ile gittiyseniz o kitlenin kanser olup olmadığının kesin ortaya konması gerekir. İlk tanı için hekiminiz siz ve aileniz hakkında sorular soracak ve ardından dikkatli bir muayene yapacaktır. Muayeneyi takiben ilk planda mammografi ve ultrasonografi isteyebilir. Ele gelen kitlelerde görüntüleme yöntemlerinden (mammografi-ultrasonografi) hemen sonra iğne biopsis yağmak gerekir. İğne biopsisi kesin ayrımı yapmazsa, kitlenin cerrahi olarak çıkartılıp, bütününün mikroskop altında incelenmesi gerekebilir.

Eğer ele gelen kitle yok ancak çekilen kontrol mammografisinde şüpheli alan varsa bu bölgenin steretaksik yöntemle işartelenip, yine cerrahi olarak çıkartılması gerekir. Buraya kadar olan kısım tanı amaçla manipulasyonlardır. Bu gayretler sonucu kanser çıkmaz ise hasta takibe alınır ve her yıl düzenli olarak takipleri yaoılır. Eğer kanser olduğu ortaya çıkarsa ona göre tedavisi yapılır.


KANSER BULUNDUĞUNDA:
Kanser tanısı patolojik olarak konduğunda, duktal veya lobüler olduğu (duktuslardan mı yoksa lobüllerden mi kaynaklandığı), invazif olup olmadığı yani çevre dokulara yayılma eğilimi gösterip göstermediği raporda belirtilir. Tümörün büyüme hızı, yayılma kapasitesi, ilaçlara ne oranda hassas olduğuna dair dolaylı bazı ipuçları da patoloji tetkiki sonucu ortaya çıkar. Hormon reseptör tayini tümörün hormonlara duyarlı olup olmadığı yani ameliyattan sonra hormon tedavisi yapılırsa cevap verip vermeyeceğini gösterir. Hormon reseptörü pozitif ise bunun anlamı şudur ki hormonlar kanser hücresinin büyümesine neden olmaktadırlar ve hormon miktarını azaltarak kanserle mücadele edilebilir.


TEDAVİ:
Meme kanserinde çeşitli tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Tedavi, memedeki kitlenin yerine ve büyüklüğüne, laboratuar tetkiklerine ve de tümörün yayılımına bağlı olarak planlanır. Yayılımı saptamak yada araştırmak için ilave film ve kan tetkikleri istenebilir. Karaciğer, akciğer ve kemikler meme tümörünün sık yayıldığı bölgeler olduğundan buraların taranması yapılabilir. Her hastaya uygun ve özel bir tedavi planı ortaya çıkar ve bu planın yapılmasında, hekim, hastanın yaşını, genel sağlık koşullarını ve tedavi hakkındaki hastanın kendi duygu ve düşüncelerini de göz önününe alarak stratejisini kurar.

Tedavinizin planlanmasına aktif olarak katılın: Meme kanseri olan hastalar, tedavi seçenekleri hakkındaki pekçok soruları ve düşünceleri vardır. Hastalıkları hakkında örenebilecekleri herşeyi öğrenmek ve böylece tedavi aşamasında kararlara aktif olarak katılmak isterler. Bu şekilde sorumluluğu da paylaşmış olurlar. Her hastanın kafasındaki farklı farklı sorulara en iyi yanıtı kendi doktoru verebilecektir, örneğin uygun tedavi seçeneklerini, tedaviden beklenen başarı oranlarını ve tedeavinin maliyetini hekimden öğrenebilir. Pekçok hasta yine ameliyattan sonra nasıl görüneceklerini, ameliyat sonrası fiziksel aktivitelerinde, veya yaşam biçimlerinde değişiklik olup olamayacağını bilmek ister. Yine hasta hekimiyle yeni tedavi metodlarını tartışmak konuşmak isteyebilir.


TEDAVİNİN PLANLANMASI
Tedavinin planlanması sırasında, hasta ikinci bir hekimin veya merkezin fikrini almak isteyebilir. Yurtdışında bazı sigorta şirketleri bunu zorunlu kılarken kimisi ise hastanın talebi durumunda ikinci bir hekim konsültasyonunu kabul edebilecğini poliçesinde belirtmiştir. İkinci bir hekimin randevüsü görmesi-değerlendirmesi ve planlaması bir veya iki hafta alabilir. Çalışmalar göstermiştir ki biopsi ile tedavinin başlangıcı arasında geçecek birkaç haftalık bir süre, meme kanserinde yapılacak tedaviyi daha az etkili kılmaz. Yani bu kadar bir gecikme sorun değildir.

Ameliyat öncesi planlar yapılırken ne tür bir ameliyat yapılacağı konuşulurken aynı zamanda ve mutlaka ameliyattan sonra kemoterapinin nerede ve kim tarafından yapılacağı, radypterapinin nerede verileceği mutlaka konuşulmalı ve önceden belirlenmelidir. Hatta daha iyisi ameliyat sonrası tedaviyi ve takibi üstlenecek olan onkolog ile ameliyat öncesi tanışmak iyi olabilir. Ameliyatı yapacak cerrah ile onkolog bu planlama sırasında işbirliği yaparsa yaklaşık 3-4 ay sürecek bu tedavi süreci daha sorunsuz geçer.


TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Meme kanseri tedavileri lokal ve sistemik olarak iki büyük guruba ayrılır. Lokal tedavi, bir bölgedeki tümör hücrelerini ortadan kaldırmak, tahrip etmektir. Cerrahi ve radyoterapi lokal tedavidir. Vücudun her yerindeki tümör hücrelerini tahrip etmek ve yok etmek için sistemik tedavi yapılır. Kemoterapi ve hormonoterapi sistemik tedavilerdir. Genel olarak bu yöntemler kombine edilerek aynı anda veya ardışık biçimde uygulanır.

CERRAHİ: Meme kanserinde en sık uygulanan tedavidir. Değişik cerrahi yöntemler vardır. Tüm memeyi almak mastektomi şeklinde tanımlanırken, sadece tümörlü kısmın çıkarılması, meme koruyucu ameliyatlardır. Lumpektomi ve segmental mastektomi, meme koruyucu ameliyat şekilleridir. Meme koruyucu girişimlerden sonra geriye kalan meme dokusuna mutlaka radyoterapi yapmak gerekir. Tüm dünyada meme koruyucu ameliyatlara doğru bir eğilim vardır. Hemen hemen tüm olgularda koltuk altı dokularıda çıkarılarak, tümör hücrelerinin lenfatik yayılım yapıp yapmadığına bakılır.

KOLTUK ALTINDA YAPILAN AMELİYAT TEDAVİNİN BİR PARÇASI DEĞİLDİR ANCAK DAHA SONRA TEDAVİNİN PLANLANMASINDA YOL GÖSTERECEK ÇOK ÖNEMLİ BİLGİLER VERİR.

KEMOTERAPİ: Kanser hücrelerini öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Meme kanserinde genellikle ilaçların kombinasyonu şeklinde kullanılır. İlaçlar ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilebilir. Her iki biçimde de kemoterapi sistemik tedavidir çünkü, ilaçlar kan dolaşımına girerek tüm vücuda yayılırlar. Kemoterapi dönemler halinde uygulanır. Genel olarak muayenehane de, evde veya hastanede ayaktan uygulanır. Ancak belirli durumlarda, hastanın hastanede kalması gerektiğinde yatarak uygulanır.
Kemoterapi ilaçlarının bazılarının yan etkileri vardır. Kullanılan ilaca, doza ve hastanın durumuna göre ortaya çıkan bu yan etkiler, ilacın kesilmesiyle hızla düzelir.

RADYPOTEPİ: Kanser hücrelerini tahrip etmek veya büyümelerine mani olmak için, yüksek enerjili x ışınları kullanılır. Işınlar vücut dışından radyoaktif maddeden bir cihaz yardımıyla memeye yönlendirilir. Meme koruyucu ameliyatlardan sonra mutlaka yapılır. Önce kemoterapi sonra radyoterapi yapılır.

HORMON TEDAVİSİ: Kanser hücreleri büyümek için bazı hormonlara ihtiyaç duyabilirler ve bu hormonlar kanserli hücrelerden uzak tutulabilir. Vücuttaki hormonların yapısını veya işleyişini bozan ilaçlar veya cerrahi olarak yumurtalıkların çıkarılması şeklinde uygulanabilir. Kemoterapi gibi, hormonoterpi de sistemik bir tedavidir ve tüm vücuttaki hücreleri etkiler.

TEDAVİ SEÇİMİ: Her hastanın tedavisi farklı olarak planlanır. Yaş, menapozal durum, genel sağlık durumu, tümörün lokalizasyonu, memenin büyüklüğü hastaya bağlı faktörlerdir. Tümöre ait bazı özellikler örneğin tümörün hızı, agresivitesi, hücre çoğalması için hormona ihtiyaç duyup duymadığı, lenf bezlerine ulaşıp ulaşmadığı gibi parametreler de önemlidir. Hepsinden önemlisi hastalığın hangi evrede olduğudur. Hastalığın evresini belirleyen şeyler ise, tümörün büyüklüğü ve çevreye yayılım gösterip göstermediğidir. Tedavi bu parametreler ışığı altında hasta, cerrah ve onkolog işbirliği içinde planlanır.


MEMENİZİ YİTİRMEK İSTEMİYORSANIZ ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ.
EN İYİ TEDAVİ ERKEN TEŞHİSTİR.
ERKEN YAKALANAN MEME KANSERLERİ BÜYÜK BİR ORANDA İYİLEŞMEKTEDİR.


MEMENİN SELİM HASTALIKLARI:
Memnin selim hastalıklarında da en sık görülen bulgu hastyanın eline bir kitle veya sertlik gelmesidir. Daha az görülen diğer yakınmalar, meme ağrısı, meme başından akıntısidir. Bazı selim meme hastalıkları da hiçbir bulgu vermedikleri için kontrol mammografilerinde ortaya çıkabilir. Memenin en sık rastlanan selim hastalıkları; Fibrokistik değişiklikler, fibroadenom, intraduktal papillom, duktal ektazi, mastittir.


FİBROKİSTİK DEĞİŞİKLİKLER:
Geçmiş yıllarda fibrokistik hastalık olarak adlandırılıyordu ancak yakın zamanda daha değişik adlandırılmaya başlandı. Çünkü neredeyse her iki kadından birinde görüldüğü için hastalık demek doğru olmazdı. Genel olarak doğuırganlık çağındaki kadınlarda rastlanır. Bulgular; kistler, memede yoğunluk artışı, yer yer sert alanlar veya ele misket gibi nodüller gelmesi, ağrı ve hassasiyettir. Kistler, mensturasyon öncesi şişer ve ağrılı bir hal alır çünkü aylık hormonal değişikliklerden etkilenirler. Zaman zaman ele gelen bu kistlerin bazısı çok sert olur veya başka değişikliklere uğrayarak kanseri çağrıştırır. O takdirde iğne biopsisi veya yeterli olmazsa cerrahi biopsi yapmak gerekebilir. Ancak patolojik tetkik sonucu kanser olmadığı ortaya konabilir.

Fibrokistik değişiklikler genel olarak selim karakterdedir. Ama bazı özel tipleri, örneğin epitelyal hiperplazi veya atipik hiperplazi komponentleri varsa (patolojik değerlendirme sonucu anlaşılabilir) hastada kanser gelişme riski normal popülasyona oranla daha yüksektir ve hastanın dikkatli izlenmesi gerekir.

Memelerdeki fibrokistik değişikliğin neden olduğu sıkıntıları her zaman dindirmek mümkün olamayabilir. Hastaların az bir kısmında, örneğin büyük bir kist varsa bu kistin bir iğne ile boşaltılması sonucu yakınmalar tamamen geçer.

Kahve,çay ve çikolata tüketiminin memelerdeki bu yakınmayı arttırdığı bazı hastalar tarafından gözlenmiştir. Yapılan bilimsel çalışmalar bu gıdalarla fibrokistlerin ilşkisi doğrulamamıştır. Yine de bazı hekimler, fibrokistik değişikliklere bağlı ağrıları olan hastalar da bu yiyecek ve içecekleri kesmektedir. Faydası kişiden kişiye değişmektedir.

Periyod sonu ve mensturasyon öncesi memelerdeki şişmeye bağlı yakınmalar arttığı için bazı hekimler hastanın tuz tüketimini kısıtlarlar. Hatta idrar söktürücü (diüretik) ilaçlar da kuyllanılmaktadır. Bu uygulamaların da bilimsel desteği kanıtlanamamıştır.

Bu amaçla vitaminler kullanılmış ancak başarılı sonuçlar elde edilememiştir. Üstelik uzun süre yüksek doz vitamin alımının da yan etkileri vardır. Doğum kontrol haplarının da kullanımından yarar görülmemiştir.

Hastalara sürekli sütyen kullanmalrı önerilebilr. Tedavi edici bir özelliği olmazsa da hastanın yakınmalarını azaltabilir.

Hastanın şikayetlerini geçiren veya azaltan iki ilaç vardır: Bromokriptin ve Danazol. Her iki ilaçta hormon içermektedir. Ancak doktor kontrolünde uygulanabilir. Hem pahalıdır hem de yan etkileri olan ilaçlardır. Gerçekten ihtiyacı olan hastalarda başarılı sonuçlar vermektedir.


FİBROADENOM:
Genç yaşlarda daha çok yirmili veya otuzlu yaşlarda görülür. Bazı fibroadenomlar çok küçüktür ve ancak mikroskop altında görülebilir. Bunun yanında bazıları ise 5-10 cm büyüklüklere kadar varabilir. Genellikle yuvarlak hatlı, düzgün yüzeylidir ve çevre dokulardan kesin sınırlarla ayrılabilir. Bazı kadınlarda tek olurken bazı hastalarda birçok fibroadenom görülebilir. Tek memede olabileceği gibi her iki memede de aynı anda görülebilir. İğne biopsisi ile tanı koyma şansı vardır.

Eğer büyümeye devam ederse veya memenin görünümünde deformite oluşturursa pek çok cerrah çıkartılmasını önermektedir. Bazen ileri yaşlarda veya menapoz sonrası bu tümörler hızla küçülüp kaybolabilirler. Eğer kanser değil de fibroadenom olduğundan emin isek, o takdirde cerrahi olarak çıkartılması şart değildir. Ancak, cerrahi olarak çıkartılmayan fibroadenomların da büyüyüp büyümedikleri açısından yakınen takip edilmesi gerekmektedir. Fibroadenom çıkartıldıktan sonra yeni bir fibroadenom oluşursa bunun anlamı eskisinin tekrar ettiği değil memenin yeni fibroadenomlar yapmakta olduğudur.


İNTRADUKTAL PAPİLLOM:
Papillomlar genel olarak meme başına yakın olan büyük süt kanallarını tutar. Hastanın yakınması kanlı meme başı akıntısıdır. Papillomlar bazı olgularda, meme başının uzağındaki nispeten küçük süt kanallarından da gelişebilir ve bu durumlarda epitelyal hiperplazi ile birlikte olur (kanser gelişme riski hafifçe yüksek). Meme başındaki akıntının mikroskopik tetkiki ile tanı konabilir ancak kesin tanı olmadığı için pekçok hekim bunu yeterli görmez. Hem tedavi hem de kesin tanı papillomun ve geliştiği hemen yakınındaki bölgenin çıkartılmasıdır. Meme areolasının (meme başının kenarındaki koyu renkli yuvarlak bölüm) hemen yanından yapılan küçük bir kesi ile çıkartılır ve histopatolojik tetkik sonucu kesin tanısı da konur.

DUKTAL EKTAZİ: Daha çok 40 ve 50 yaş gruplarındaki kadınlarda görülür. Hastanın yakınması, yeşil-siyah renkli, koyu kıvamlı yapışkan bir sıvının meme başından gelmesidir. Meme başı ve hemen yakın çevresindeki dokular, kızarık ve ağrılı olabilir. Hiçbir tedavi yapılmadan da geçebilir veya antibiyotiklerle beraber sıcak kompres uygulaması gerekebilir. Eğer yakınmaler tekrar eder veya düzelmezse, areola kenarından açılıp o bölge süt kanalları çıkartılır.

MASTİT: Memenin iltihabıdır. Genellikle çocuk emziren kadınlarda görülür. Meme başı çevresi dokularda oluşan çatlaklardan giren mikroorganizmaların süt kanalları içinde oluşturduğu enfeksiyondur. Antibiyotiklerle tedavi edilir. Bazı durumlarda, abse formuna dönüşebilir ki bu durumda cerrahi olarak absenin içinin boşaltılması gerekir.

 

Yorumlar  

 
0 #12 Dr Hamdi Koçer 07-08-2014 10:25
Yapılması gereken şeyi yapmış eğer siz tatmin olmadıysanız gelin biz de US yapalım veya 3 ay sonra aynı yerde takibinize devam edin.

Alıntılandı dilek228:
merhaba hocam ben 32 yaşındayım 20 gün önce kendi kendime yaptığım muaynede elime her iki göğüsümdede kitle gelmişti bugün doktora gittim ve ultrason çektirdim sağ göğüste 2mm ve 8.7 mm sol göğüsümde 13.1mm kitle saptandı doktor 3 ay sonra kontrole gelmemi soyleyerek gönderdi içim hiç rahat değil hiçbir yönlendirme yapmadı ne yapmalıyım bu konuda beni yönlendirirseni z memnun olurum şmdiden teşekkürler
Alıntı
 
 
0 #11 dilek228 06-08-2014 22:07
merhaba hocam ben 32 yaşındayım 20 gün önce kendi kendime yaptığım muaynede elime her iki göğüsümdede kitle gelmişti bugün doktora gittim ve ultrason çektirdim sağ göğüste 2mm ve 8.7 mm sol göğüsümde 13.1mm kitle saptandı doktor 3 ay sonra kontrole gelmemi soyleyerek gönderdi içim hiç rahat değil hiçbir yönlendirme yapmadı ne yapmalıyım bu konuda beni yönlendirirseni z memnun olurum şmdiden teşekkürler
Alıntı
 
 
-1 #10 Dr Hamdi Koçer 06-02-2014 21:30
Tru Cut yani kalın iğne biyopsisi yapmak lazım, 2 günde sonuç çıkar.



Alıntılandı SevdaKmsl:
Merhaba,
Kardeşim Mart ayında 20 yaşı dolduracak. Yaklaşık 1 yıl önce memesinde bir kitle belirmiş. 6ay sonra da doktora muayeneye gitti. Muayenede elden kaydığını 6 ay sonra tekrar kontrole gitmesini söyledir. 6 ay önce 1,5cm olan kitle 6 ay sonra 3cm olmuştu,ancak yine elden kaydığını ağrıyorsa almalarının ileride daha büyüyünce daha fazla ağrıyacağından faydalı olacağını söyledir. Dün ameliyat oldu. Doktor çıkan kitlenin beklediklerinde n farklı bir şekilde ve sertlikte olduğu ve temizlemek için biraz daha derinlere ulaşmak zorunda kaldıklarını belirtti. Şüpheleri vardı! Biyopsi yapılması gerektiğini ve bunun 10-15 gün sürebileceğini belirtti. Bu psikolojiyle günlük hayatımı devam ettiremiyorum. Erken tanı da erken tanı süresi nedir? Bunun iyi huylu olma olasılığı nedir,ille de şüphelenmek gerekir mi? Biyopsi bu kadar uzun sürer mi?
Teşekkürler
Alıntı
 
 
0 #9 SevdaKmsl 06-02-2014 09:16
Merhaba,
Kardeşim Mart ayında 20 yaşı dolduracak. Yaklaşık 1 yıl önce memesinde bir kitle belirmiş. 6ay sonra da doktora muayeneye gitti. Muayenede elden kaydığını 6 ay sonra tekrar kontrole gitmesini söyledir. 6 ay önce 1,5cm olan kitle 6 ay sonra 3cm olmuştu,ancak yine elden kaydığını ağrıyorsa almalarının ileride daha büyüyünce daha fazla ağrıyacağından faydalı olacağını söyledir. Dün ameliyat oldu. Doktor çıkan kitlenin beklediklerinde n farklı bir şekilde ve sertlikte olduğu ve temizlemek için biraz daha derinlere ulaşmak zorunda kaldıklarını belirtti. Şüpheleri vardı! Biyopsi yapılması gerektiğini ve bunun 10-15 gün sürebileceğini belirtti. Bu psikolojiyle günlük hayatımı devam ettiremiyorum. Erken tanı da erken tanı süresi nedir? Bunun iyi huylu olma olasılığı nedir,ille de şüphelenmek gerekir mi? Biyopsi bu kadar uzun sürer mi?
Teşekkürler
Alıntı
 
 
-1 #8 Dr Hamdi Koçer 12-01-2014 08:51
Koltukaltında lenfler her zaman vardır ve enfeksiyonlara yanıt olarak sık sık büyür. Enfeksiyonun etkisi geçince kendiliğinden küçülür veya antibiyotik tedavisi ile 15-20 gün içinde küçülür bazen de ele gelmez. Bunları çıkartmaya gerek yoktur.

Alıntılandı bilal:
hayirli gunler hocam benimde size bir sorum var.ben bir erkeyim.benim sag cebenin altinda 2.4 cm lik bir lenf buyuklu var.2 hafta sonra hic bir tedavi yapilmadan 1.7 cm ye dusmus.wiyanada gittigim hekim o lenfi almak zorundayiz diyorlar.allah rizasi icin bana bir tavsiye onerirmisiniz. Alimmi yoksa
Alıntı
 
 
-1 #7 bilal 11-01-2014 22:10
hayirli gunler hocam benimde size bir sorum var.ben bir erkeyim.benim sag cebenin altinda 2.4 cm lik bir lenf buyuklu var.2 hafta sonra hic bir tedavi yapilmadan 1.7 cm ye dusmus.wiyanada gittigim hekim o lenfi almak zorundayiz diyorlar.allah rizasi icin bana bir tavsiye onerirmisiniz. Alimmi yoksa
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

saç ekimi istanbulsaç ekimi muayenesi, saç analizi istanbulSaç Ekiminden Önce Dikkat Edilmesi GerekenlerFue Saç Ekimi Nedir?Saç Nakli ve Saç Ekimi Nasıl Yapılır